Boşanma Davalarında sıkça sorulan sorular

Boşanma Davalarının SSS

Davayı hangi tarafın açması neticeyi değiştirir mi?

Boşanma davasında davranışları ile evliliğin son bulmasına sebep olan taraf kusurludur. Boşanma davasını erkek veya bayanın açması neticeyi değiştirmez. Boşanma davasında kusursuz veya daha az kusurlu olan taraf lehine hüküm elde edecektir.

Çocukların velayetini alabilir miyim?

Halk arasında dolaşan erkek çocuk anneye, kız çocuk baya vb deyişlerin velayet bakımından hiçbir değeri yoktur. Velayet konusunda eşlerin talep ve beklentilerinden ziyade çocukların geleceğe yönelik menfaatleri dikkate alınır. Bunun yanında anne bakımına muhtaç olma diğer eşin kusurlu fiillerinin niteliği (zina vb) de velayet bakımından önem arzeder.

Boşandıktan sonra hemen tekrar evlenebilir miyim?

Boşanma kararının kesinleşmesi ile erkek beklemeksizin yeniden evlenebilir. Fakat kadının bekleme müddeti olan 300 günlük sürenin bitmesini beklemesi gerekir. Hamilelik olmadığının doktor raporu ile tespit edilmesi ile hakim kararı ile bu süre kısaltılabilir, sonlandırılabilir.

Boşandıktan sonra eşimin soyadını kullanmaya devam edebilir miyim?

Boşanmakla kadın eski soy ismini kullanmaya başlar. Boşandığı eşinin soy ismini kullanması da Aile mahkemesi hakiminin iznine bağlıdır.

Tek celsede boşanma olur mu?

Taraflar 1 yıldan uzun zamandır evli olup boşanmadan sonra velayet, nafaka, tazminat ve eşya gibi konularında anlaşmışlarsa tek duruşmada boşanma kararı alınabilir. Aksi durum da süreç uzayacaktır.

Boşanma davam için avukat tutmalı mıyım?

Boşanma davanızı bir avukatın hukuki yardımı olmadan da açabilirsiniz. Ancak yargılama sürecinde hak kaybına uğramamak açısından hukuki yardım almanız da yarar vardır.

Eşim boşanmak istemez veya duruşmalara katılmazsa boşanamaz mıyım?

Eşinizin boşanmayı kabul etmemesi neticeye etkili olmayacaktır. Önemli olan eşinizin kusurlu davranışları ile evliliği yaşanamaz hale getirdiğini ispatlamaktır. Bu sebeple eşinizin duruşmalara katılmaması veya katılıp ama boşanmak istememesi yada boşanmayı maddi beklentilerinin karşılanması karşılığı kabul etmesi neticeyi değiştirmez. Eşinizin kusurlu davranışlarını ispatlamalısınız.

Boşandıktan sonra eşime nafaka ödermiyim.

Eşinizin boşanma sonucu yoksulluğa düşecek olması halinde nafakaya hükmedilir. Bu nafaka eşinizin gelir getirecek bir meslek icra etmesi veya tekrar evlenmesine kadar devam eder. Velayetlerinin eşinizde kalması durumunda çocuklarınız içinde iştirak nafakası ödemek durumunda kalırsınız.

İşsiz de olsam hakim nafakaya hükmeder mi?

Nafaka takdir edilmesi bir mesleğiniz veya geliriniz olmasına bağlı değildir. İşsiz de olsanız nafaka ödemekle yükümlü tutulursunuz.

BOŞANMA DAVALARINDA MADDİ TAZMİNAT MİKTARININ TAKDİRİ

4721 sayılı Türk Medeni kanunun 174. Maddesinin “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” hükmü karşısında boşanma kararı ile birlikte kusursuz veya daha kusurlu olan taraf lehine maddi ve manevi tazminata hükmolunmasının kanun gereği olduğu açıktır.
Ancak hükmolunan bu tazminat miktarının takdirinde özellikle maddi tazminat bakımından dikkate alınması gereken esaslara ilişkin en küçük bir veri henüz oluşturulabilmiş değildir.

Aşağıda son döneme ilişkin sunulan bir kaç Yargıtay Kararı ile takdir olunan tazminatın miktarı bozma konusu yapılmış ise de miktarın tayini bakımından her hangi bir kriter maalesef ortaya konulamamıştır. Bu somut kriterlerden uzak olma halinin sonucu tazminat miktarının tayininde hakime sınırsız bir takdir yetkisi vermesi ve yöreler arasında hatta aynı yöredeki diğer Aile Mahkemesi hakimince verilen kararlar arasında göze çarpan orantısızlık adalate güveni zedelemektedir.

Esasen tazminat hukuku Borçlar Hukukunun alanına girmektedir. Fakat Aile Hukuku ile düzenlenmiş olan boşanma sonucu tazminat kavramının genel tazminat esasları ile izahı pek mmkün değildir.

Tazminatın takdiri bakımından birinci belirsizlik bu tazminatın hangi hukuki nedenle takdir edildiğinin açık olmamasıdır. Evlenme akdi “sui generis” bir sözleşme olduğu düşünüldüğünde acaba kusurlu fiili ile evliliğin sona ermesine sebep olan taraf sözleşmeye aykırılık sebebiyle mi tazminat ödeme yükümlülüğüne girmektedir. Yoksa;

TMK 174 maddesinin lafzına bakıldığında “kusur” kavramının öne çıkarılması (kusurlu olan tarafın kusursuz veya daha az kusurlu tarafa) karşısında burada haksız fiil sorumluğuna yaklaşan bir tazminat yükümlülüğünden mi bahsetmemiz gerekmektedir.

Borcun kaynağının haksız fiil, sözleşeme aykırılık ve sebepsiz zenginleşme ile tasnif ve tahdit edilmiş olduğu düşünüldüğünde TMK 174 gereğince hükmolunanan maddi tazminatın öncelikle sözleşmeye aykırılık sebebine mi yoksa kusur sorumluğu ve hâksız fiil sebebine mi istinad ettiği yolundaki yapılacak değerlendirme tazminatın hesaplanması bakımından farklı kriterler ortaya koyacaktır. Dolayısıyla tazminatın takdirinde net kriterin olmaması hukuki sebebin belirsiz olmasından ileri gelmektedir.

Bugüne kadar süre süregelen uygulama ile bu karmaşa ve belirsizliği gidermek adına bir içtihat veya doktrin ortaya konulamamış tam tersine sorun görmezden gelinmekle yetinilmiştir. Bu bilinmezlik hali boşanma davası taraflarının dava sonunda elde edilecekleri tazminat hükmüne ilişkin ön bilgiye sahip olamamalarını ve yargı kararından memnuniyetsizliğe ve güvensizliğe sebep olmaktadır.

Maddi tazminatın nasıl hesap edileceği evliliğin devam ettiği dönemde yapılmış sözleşmelerin, uzun vadeli yatırımların, diğer eş lehine imzalanmış kredi sözleşmeleri sonucu uğranılan zararların madde metnindeki maddi tazminat hükmüne dahil olup olmadığı somut kriterlerin yokluğu sebebiyle bilinmemektedir.

Bu bilinmezlik hali; magazinel boşanmalar sonucu ödenen fahiş tazminatların cezb ediciliğiyle; boşanma sonucu maddi refah elde edeceği zannını taşıyan insanların hayal kırıklığıyla, mağduriyetleriyle ve aile kurumunun toplum yapısındaki rolü göz önüne alındığında uzaktan bakıldığında önemsenilmeyen, tahümmül edilebilir ancak birey bakımından huzur bozucu ciddi sorunların sebep olmaya devam etmektedir.

İçtihatlar: 13-18440

13-18615

14-8373