N.Ç DAVASI VE YASA YAPMA SÜRECİ

Avukatlık mesleği ve avukat ile ilgili toplumda kemikleşmek derecesinde var olan bir kısım dedikodular/yanlış fikirler hepimizi rahatsız etmektedir. Stajına başladığı ilk günden itibaren her avukat bu fikirleri bilir bunlar ile mücadele eder, fakat bu güne kadar pekte yol alınamaz.

 

Bu yazıda doğruluğu bakımından tartışmanın bile yersiz olduğu bu fikirlerin neler olduğunu yazmak yerine bu fikirlerin nereden kaynakladığına ilişkin bir kısım fikirlerimi yazmak istedim.

 

Son alarak 2003 yılında başlanılan soruşturma ile yapılan yargılamanın basında N.Ç davası diye adlandırılması, mahkemece verilen ve Yargıtay’ca onanankarara karşı yükselen eleştiriler karşısında vardığım bazı sonuçlar, mesleğimizin neden daha itibarlı bir yere gelemediği düşüncelerime çıkış kapısı oldu.

 

Bilindiği üzere yerel mahkemece verilen ve Yargıtay’ca onanan kararda “mağdurun rızası” gerekçesi ile bir kısım sanıklar lehine uygulanan hafifletici sebepler, kadın hakları örgütleri tarafından ağır eleştiriye uğradı.  Eleştirilere, Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ de twitter daki sayfasından katılarak Kararın kendisini de rahatsız etiğini açıkladı.

 

Fakat karara imza koyan yüksek hakim Fevzi Elmas; kararın kanuna uygun olduğunu kanun gereğince kararın onandığını canlı yayında açıklayınca akademik olarak çok duyduğumuz bir sonuç kamuoyunda yeniden keşfedildi. Hukuki olmak başka kanuni olmak başka idi.

 

Peki bu kanun yapılırken bu tür durumlar öngörülmemiş miydi?  Kodifikasyon sürecine; bakanlık müşteşarları, doktrinin ileri gelenlerinin dahil edildiği komisyonlar kurulmasına, sonuç metinlerin STK ların,  Baroların ve Barolar Birliğinin görüşlerine sunulmasına rağmen garebet derecesindeki bu hatalar nereden kaynaklanmıştı. Soyut norm doğru, fakat somut neticede hata vardı. Ancak hatanın nerede olduğu araştırılmak yerine erkek egemen toplumun hatanın en büyük müsebbibi olduğu dile getirildi.

Fikrimce bir kanunun uygulayıcılar kadar tabi olanlarca da kabul görmesi gereklidir. Meşruiyet olarak adlandırılan bu durum yasanın tanımından ulaşılabilecek bir kavram.  Ülkemizde yasa yapma sürecinde hiç dikkate alınmayan bu duruma rahatlıkla yüzlerce örnek bulabiliriz. Doktorlar ın çalışma saatleri ilgili olarak yapılan düzenlemelerde benzer sorunlar yaşanmıştır.  Sağlık Bakanlığın uygun gördüğü tasarıya doktorlar ve sivil toplum kuruluşlarından yani tabi olanlardan büyük eleştiriler gelmiştir.

 

Ülkemizdeki temel yasal metinler yapılırken öncülüğü Adalet Bakanlığı ve bakanlık personeli yapmaktadır. Yasanın ilk el uygulayıcısı olan bakanlık personelinin(uygulayıcıların)  görüşleri kodifikasyon sürecinde son derece önemlidir. Ancak yasanın; tabiri caiz ise tüketicisi durumunda olan, toplumun onayı büyük ölçüde Barolar ve Barolar Birliği’ nin omuzlarına bırakılmaktadır.  Fakat bu kodifikasyon sürecinin mutfağına uygulayıcılardan başka toplumla çok daha fazla iç içe olmak durumunda olan avukatların ve hatta sosyolog, psikolog ve  kriminoloji uzmanları gibi farklı meslek dallarından uzmanların yer alması kanun metnini hem daha uzun ömürlü hem de daha faydalı kılacaktır.

Bu sayede mevzuatta sadece iki kelime ile ifade edilen “mağdurun rızası” nın  toplumda büyük tartışmalar yaratacağı, verilecek kararların en yüksek makamda eleştiriye uğrayacağı önceden kestirilebilirdi. Ana haber bültenlerinde küçüğün rızasının olamayacağını söyleyen psikolog/pedegogların görüşlerine keşke işin başında değer verilseydi.

 

Yasaya tabi olanların, başka bir deyiş ile tabi olacakların kabullenebilecekleri metinler oluşturulması hukuki açıdan olduğu kadar toplumsal açıdan da önemlidir. Zira sadece uygulayıcılara hitap eden onların görüşleri ve ihtiyaçları ile şekillenen yasalar toplumda yeni bir sınıflaşmaya neden olacaktır.  Yasa yapma sürecine katılmayan halk kendisine değer verilmediği önemsenmediği fikrine kapılacak, uygulayıcılar ise sadece kendilerinin emekleri, düşünceleri sonucunda oluşan metinler ile amaçlanan yararın sadece kendileri tarafından anlaşılacağı düşüncesi ile statülerini değerli görmeye başlayacaklar, ve suni bir sınıflaşma doğacaktır.

 

Yukarıdaki eleştirilerime “Kanunu amacı toplumsal hayatı düzenlemek ve toplumu şekillendirmektir” diye cevap verenlere ise bu görüşün en son olarak Nasyonel Sosyalizm im felsefi temelini oluşturduğunu hatırlatırım.

 

N.Ç davası gibi tartışmalı durumlarda ise tepkinin büyüğü, toplumla en fazla içli dışlı olan avukatlara yönelmektedir.

 

Türlü eleştirilerine rağmen yürürlüğe girmiş olan yasaya uymak ve uygulamaktan başka bir yol olmadığı gerçeğini kabullenen avukat ise vekilliğini yürüttüğü tarafa göre eleştiri getirecektir. Çünkü kodifikasyon sürecinde kendisinin fikri ya sorulmamış yada dikkate alınmamıştır. Bu halde mağdur vekili olan avukat kararın hakkaniyete aykırı olduğu gerçeğini söyleyecek, sanık müdafii ise kararın kanuna uygun olduğu, hakimin kanunun aksine karar verme imkanı olmadığı gerçeğini dile getirecektir. Her iki tarafta doğruyu söylemekte, ancak sınırlı muhakeme yeteneği ile somut olayın dışında değerlendirme yapamayanlar ise görev almış iki avukatın farklı görüşlerinden dolayı birisini işbilmez veya yalancı olarak itham edecektir. Sonuç olarak aksaklık avukatlık mesleğine mal edilecektir.

 

N.Ç davasında mağdurun bayan olması karşısında kadın hakları örgütlerinin tepkisi sonucu yanlışlık gözler önüne serilmiş oldu. N.Ç davasının mağduru erkek olsa idi belki tepki bu kadar büyümeyecek hakkaniyete ve bilimsel gerçeklere aykırı “mağdurun rızası” ndan kamuoyunun haberi olmayacak idi.

 

Bu tartışmanın bu güne kadar dile getirilmemiş olması çok doğaldır. Zira önceki dönem siyasi hayatımızda yasa koyucu gelişmiş ülkelerdeki mevzuatın özüne bağlı kalarak küçük değişiklikler ile ülkemizde uygulanmasını yeterli görmüştür.  Doktrinin ısrarı sonucu tamamen milli kanunların hazırlanması uygun görülmüştür. 5237 sayılı TCK ve 5271 sayılı CMK nın hazırlanması ile başlayan süreç son olarak yeni anayasa hazırlıkları ile devam etmektedir. Bu bakımdan kendi yasamızı yaparken bunu avukatlar ve her kesimden uzmanların katılımı ile gerçekleştirmek gereklidir.

 

Bu çelişkilerden doğan tepkinin en ağır kısmını yüklenen avukatlık mesleği üyeleri; en azından sonuç metinin hazırlanmasında daha etkili olmayı istemekte haklıdırlar.

 

 

 

 

 

                Resim bobiler.org dan alıntıdır.

UYAP’a dosya yüklemek (evrak imzalama)

Daha önceki yazıda UYAP a yüklemek istediğimiz Word belgesinin formatını nasıl değiştirileceğini anlatmaya çalışmıştım.

Türünü (dosya uzantısını)  değiştirdiğimiz belgeyi UYAP a nasıl yükleneceğini de bu yazıda iki adımda anlatmaya çalışacağım.

1. Sanal ortamda imzalama

2. Belgeyi yükleme.

Belgeyi UYAP a yüklememeden önce imzalamamız gerekir.İmzalamadan yüklemeye çalışacağınız belge yüklenemeyecektir. Belgeyi imzalamak için öncelikle açın. Daha sonra üst menüdeki Araçlar sekmesinden Dökümanı imzala seçeneğini tıklayın.

Aşağıdaki pencereler ardı ardına açılacaktır. Burada şifreniz de sorulacaktır. Bu bilgileri düzenleyin.

Bu adımlardan sonra evrakı imzalamış bulunuyorsunuz. Bu aşamadan sonra 2. adım evrakı UYAP a yüklemek. Bu yükleme işlemi internette bir çok sistemde karşılaştığımız bir yükleme şekline benziyor.

UYAP ekranından evrak göndermek istediğiniz dosyayı seçin. Açılan dosya bilgilerinden evrak göndermeyi seçin ve buradan göndereceğiniz dilekçe türünü ve açıklamaları girin.

Bu işlemlerden sonra dilekçeniz UYAP’ a yüklenmiş olacak. İşme sonundaki onay penceresinde size bir İş Emri numarası verecektir. Bu numarayı dosyanızdaki surete eklemenizi öneririm.

UYAP sistemi JAVA yazılım dilinde yazılmıştır. Bu sebeple bilgisayarınızda gerekli JAVA güncellemelerini yapmanız gereklidir. Javanın yazılımının hak sahibi  oracle şirketi java yazılımında zaman zaman güncelleştirmeler yapar. Yüklenmesi gerekn güncelleme mevcut ise bilgisayarınızın sag alt kısmında baloncuk şeklinde uyarı alırsınız. bu uyarıları dikkate alın ve hemen güncelleyin aksi halde sorun yaşayabilirsiniz.

Bir aksaklık olursa, mail atarsanız hatanın sebebini bulmada yardımcı olmaya çalışırım.

Av. Burhan Apaydın

Savunma adil yargılanmanın en temel unsuru ve belirleyicisidir. Hukuk sisteminin ne kadar adil yargılama yaptığını belirlemede savunma faaliyeti, incelenmesi gereken ilk göstergedir. Savunma ise modern hukuk sistemlerinde avukat eli ve bilgisi ile yürütülen, hemen hemen tüm hukuk sistemlerinde kutsallığı kabul edilen yargılamanın kurucu unsurudur. Türk Siyasi hayatında savunmanın kısıtlandığına zamanlara nadiren rastlanılabilir. Bu dönemlerden biride yakın geçmişimizde yaşanan 27 Eylül 1961 tarihi ile başlayan ihtilal sonrası dönemin Yassıada yargılamasıdır.

 

İhtilal sonrasında ünvanının başına eklenen “düşük” ifadesiyle anılan TBMM’ nin Demokrat Partili Milletvekilleri ve Bakanlarını yargılamak amacıyla kurulmuş olan Yassıada mahkemesinde; Başbakan Adnan Menderes’ in avukatlığını yapan Av. Burhan Apaydın’ ın görevini yaptığı sırada karşılaştığı zorluklara göğüs germeyi başarabilmesi ve her şeye rağmen görevine devam etmesi karşısında hayran olunmaması mümkün değildir.  Müvekkilini tüm zorluklara rağmen savunmaya devam etme cesareti; Av. Burhan Apaydın’ ın avukatlık mesleğinin önden gidenleri arasına anılmasını sağlayacak, haklı bir üne ve saygıya kavuşmasına yetecek miktardadır.

İhtilal döneminin olaylarına fazla temas etmeden üstadın mesleği sırasında karşılaştığı zorlukları ve bir avukat olarak saygıyı neden hak ettiğini bu yazımın konusu olacaktır.

Cumhuriyet ile yaşıt olan Av. Burhan Apaydın,  Halide ve Adnan Adıvar’ ın yönlendirmesi ile akademik kariyerine başlar ve Ord. Prof. Ali Fuat BAŞGİL ‘ in Anayasa Hukuku Kürsüsünde tek asistanı olarak göreve başlar. 1948 yılında ise İstanbul Barosuna kayıt olarak avukatlık mesleğine başlar.  Anayasa Hukuku çok partili hayata geçilmesi ile daha da önem kazanır.

Av. Burhan Apaydın’ ın mesleki faaliyetinde ilk göze çarpan dava “Atatürk’e hakaret edenlere hakaret suç sayılmaz” teziyle savunmasını üstlendiği Cumhuriyet gazetesi davasıdır.

1952 yayında Samsun’da yayınlanan “Volkan” dergisinde Atatürk’e haraketler içeren bir yazıya; Cumhuriyet Gazetesi aynı uslüpla cevap veren bir yazı yayınlar.  Dönemin Toplu basın mahkemesinde aşağılama sebebiyle bir dava açılır. Av. Burhan Apaydın ve kardeşi Av. Orhan Apaydın’ ın “Atatürk’e hakaret edenlere hakaret suç sayılmaz” teziyle yaptığı savunması mahkeme salonunda karşı görüşlü olanların bile ikna eder ve beğenisini kazanır. Bu dava sonucunda Apaydın kardeşler avukat olarak haklı bir üne sahip olurlar.

Yassıada da başlayan yargılamaya Başbakan Adnan Menderes’in avukatı olarak katılan Av. Burhan Apaydın; yargılama sırasında birçok zorlukla karşılaşmasına rağmen yılmadan mesleğini ifaya devam ettirmiştir. İlk duruşmadan itibaren savunma hakkının kısıtlandığını ve usuli eksiklikleri ortaya koymaya çalışmıştır.

Dönemin Baro Yönetim Kurulu Yassıada sanıklarının savunmasının üstlenilmesini yasaklamıştır.

“Yassıada Mahkemeleri’nde hukuka aykırı fiil ve davranışları ile yargılanan sanıklar ile bu suçlara iştirak eden sanıkların savunmaları İstanbul Barosu mensubu avukatlar tarafından yapılmamasına, bu kararın diğer barolara bildirilmesine ve Baro Genel Kurulu’na sunulmasına…”

 Buna rağmen savunma görevini üstlenen Av. Burhan Apaydın duruşmalar sırasında yapmış olduğu savunmaları/konuşmalarıyla Türk Milletini ayaklanmaya teşvik etmek isnadı ile Balmumcu Askeri Cezaevinde 3 ay tutuklu kalmıştır.

Adnan Menderes’ in savunmasını üstlenmeden önce İstanbul’un en çok kazanan avukatlarından olan Apaydın, Yassıada duruşmalarını takip ettiği dönemde maddi sıkıntıya da girmiştir. Kardeşi Orhan Apaydın; taksi ile veresiye seyahat ettiklerini bir röportaj sırasında anlatmaktadır.

Savunma hakkı türlü biçimde kısıtlanan, maddi olarak yıpranan bağlı bulunduğu meslek kuruluşu tarafından alınan yasak kararına rağmen savunmayı devam ettiren ve hatta tutuklanarak askeri cezaevinde 3 ay tutuklu kalan Av. Burhan Apaydın, üstlendiği vazifeyi devam ettirerek, layıkı ile yerine getirerek avukatlık mesleğinin önde gelen isimlerinden olduğunu ispat etmiştir. Yassıada duruşmaları sırasında izleyiciler tarafından her daim yuhalanarak konuşması dahi engellenmeye çalışılan Av. Burhan Apaydın’ ın  mesleki hayatı; örnek alınması gereken ve sonsuz övgüyü hak etmiş duayen oldukları bugün mesleğini devam ettiren her avukatça kabul edilmiştir.

HMK Masraf Avansı Tarifeleri

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girecek olan 6100 sayılı HMK gereğince; dava açılışı sırasında mahkeme veznesine depo edilecek olan avans miktarı; Adalat Bakanlığı’nın 30 Eylül 2011 tarihli 28070 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren tebliği ile belirlendi.

Dava açılışı sırasında mahkeme veznesine depo edilecek avans miktarlarına ilişkin tarife ile birlikte yayınlanmış olan tanık, bilirkişi, hakem ücreti tarifeleri PDF formatında:

HMK GİDER AVANSI TARİFESİ

HMK TANIK ÜCRET TARİFESİ

HMK BİLİRKİŞİ ÜCRET TARİFESİ

HMK HAKEM ÜCRET TARİFESİ

 

kaynak: Resmi Gazete

 

 

UYAP SİSTEMİNİN FİNANSÖRÜ AVUKATLAR MI?

Adli tatil dönemine rast getirilerek avukatlara yuttrulmak istenen tasarıya ilk tepki baro başkanımız Av.Turgay Şahin den geldi. Bildiriye  harfiyen katılıyorum.

 

 

 

 

 

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığının 05.08.2011 tarih ve 2011/58 Nolu duyurusu baromuza tebliğ edilmiş ve 12.08.2011 tarihine kadar görüş bildirilmesi istenilmiştir.

 

Duyuru ve ekinde ye alan Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığına ait iki adet yazı birlikte incelenmiş ve baromuza ait “Meslek Sorunları” komisyonu toplantıya çağrılarak konu bir kez de komisyonda değerlendirilmiş ve aşağıda belirtilen görüş ve neticeye ulaşılmıştır:

 

UYAP AVUKAT PORTALININ ÜCRETLENDİRİLMESİ !

 

Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı’nın 05.07.2011 tarih ve 424 sayılı yazısında Avukat portalının kullanan avukatlardan (Hazine avukatları hariç) ücret alınmasının uygun olacağı belirtilmekte ve buna gerekçe olarak da şu sebepler ileri sürülmektedir:

 

“…Avukatlar bu bilgi sayesinde dosyalarındaki gelişmelerden en kısa zamanda haberdar olmakta , duruşmaya girme dışında adeta tüm işlemlerini bürolarından yapabilmekte ve dosyalarını bir bütün halinde takip edebilmektedirler. Bunun sonucu olarak avukatların , dosyalarının takibi ve bilgi toplamak için sekreter ve yardımcı çalıştırma, özel program kullanma , sık sık adliyelere gitme gibi ihtiyaçları kalmadığından , bunlar için harcadıkları emek,zaman, yol, konaklama, kırtasiye ve benzeri masraflardan tasarruf sağlamaları mümkün olmaktadır.

a)Bu portal sayesinde avukatlar yukarıda belirtilen bir çok faydayı elde etmektedirler.

b)Avukat portalı üzerinden icra, iflas ve dava dosyalarına ilişkin bilgi ve belgelerin verilmesi belirli bir oranda UYAP kaynaklarını tüketmektedir.

c)Avukatlara verilen bu özel hizmet kamu kaynakları kullanarak verilmektedir.

d)Avukat portalından yararlanan kullanıcı sayısının ve kullanım yoğunluğunun sürekli artması nedeniyle UYAP’ın yükü artmaktadır.Bu yük altında UYAP’ın hızlı ve kesintisiz bir şekilde işlemesi için gerekli alt yapı kurulmalıdır.Bu da mali kaynak gerektirmektedir. Belirtilen kaynağın bu hizmetten faydalananlardan karşılanması gerekir.

e)Bu portalın kullanımı (Avukat Portalından bahsediliyor) UYAP’a yük getirdiğinden bu yükü azaltmak için hizmetin gereksiz kullanımının engellenmesi gerekmektedir.Ücret alınması gereksiz kullanımı azaltacaktır.

….

Öte yandan Bakanlığımız ile Türkiye Barolar Birliği arasında 02.05.2011 tarihinde imzalanan Veri Erişim, Paylaşım ve Kullanım Esaslarına Dair Protokol’ün 5.5. maddesinde “Avukatların UYAP üzerinden dış kurum verilerine erişimi ve paylaşılacak verilerin türü, içeriği, kapsamı, bu Protokol çerçevesinde taraflar arasında mutabakatla belirlenir.” Ve 5.6. maddesinde “Avukatların UYAP üzerinden vekaletname ibrazı ve dosyada taraf olan kişilerin UYAP sistemine kaydedilmesinden sonra avukatlarca UYAP sistemi üzerinden doğrudan dış kurum bilgi ve belgelerinin görüntülenmesi ilgili kurumun onayı ile sağlanır. Bu konuda çalışma alanları MERNİS ve AKS (Adres Kayıt Sistemi) öncelikli olmak üzere araç kayıtları , tapu kayıtları, Sosyal Güvenlik Kurumunun elektronik ortamda sağladığı veriler olarak belirlenmiştir”, 5.7. maddesinde “Avukatların UYAP vasıtasıyla diğer kurum ve kuruluşlardan bilgi ve belge temin etmesi karşılığında ilgili kurumca talep edilebilecek bedel ile UYAP üzerinden sağlanan hizmete it Bakanlıkça belirlenen bedel  TBB tarafından avukatlardan UBAP aracılığı ile tahsil edilir ve ilgili hesaplara aktarılır” şeklinde düzenlemeler yer almaktadır.”

 

KONUNUN ORTAYA ÇIKIŞI:     

 

Bilindiği gibi UYAP sisteminin çalışmaya başlamasının ardından, mahkeme ve icra kalemlerinden MERNİS, AKS, Tapu, Trafik kayıtlarına erişim imkanı sağlanmış ve uygulamaya geçilmiştir. UYAP sistemine avukat portalı üzerinden girme imkanına sahip avukatların yukarıda sayılan kurum verilerine erişimlerinin bulunmaması, dava ve icra takiplerinde ise bu verilere ihtiyaç hasıl olması nedeni ile gerek avukatlar ve gerekse barolar tarafından konuya dikkat çekilmiş ve avukatların da erişim imkanına kavuşturulması talep edilmiştir.

 

Bu doğrultuda Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Kimlik Paylaşım Sistemi’ne erişim hakkı verilmesi için barolar ile protokol düzenlemiş ve sitemini baro kalemleri üzerinden erişime açmıştır. Hizmet karşılığı olarak sorgulama başına cüz’i bir ücret belirlenmiş ve barolar da benzer şekilde bu hizmeti cüz’i ücretler mukabili avukatlara kullandırmaya başlamıştır.

 

Örneğin Afyonkarahisar Barosu olarak 24.06.2008 tarihinde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile sözleşme imzalanarak Kimlik Paylaşım Sistemi veri tabanına erişim imkanı elde edilmiş olup, halen geçerli bu sözleşme gereği baromuz aracılığı ile meslektaşlarımız hizmetten yararlanmaktadır.

Ancak yukarıda belirtilen hizmet, baro sistemi içinde ve yetkilendirilmiş personel aracılığı ile verilmekte, avukatların kendi bürolarından bu sisteme giriş yapmaları mümkün bulunmamaktadır.Alınan hizmet karşılığı belirtilen kuruma cüz’i bir ücret ödenmekte, bu ücret sistemden yararlanmak isteyen avukatlara yansıtılmaktadır.

Kimlik Paylaşımı Sistemi Üzerinden Alınan Bilgilerin Ücretlendirilmesine İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Tebliğ gereği bu ücret MADDE 5 –(1) Ücretin hesaplanmasında Kimlik Paylaşımı Sisteminden yapılan her bir sorgu birim kabul edilir. Her birim sorgu 1 YKr‘tur”

 

İşte bu nedenle bir süredir, avukatlara UYAP üzerinden MERNİS, AKS, Tapu ve Trafik gibi veri tabanlarına erişim hakkı verilmesi talep olunmakta ve bu husus gerek barolar ve gerekse TBB tarafından dile getirilmekteydi. Erişim hakkı karşılığında da Adalet Bakanlığı dışındaki kurum ve kuruluşların talep edeceği ücretin UYAP üzerinden ödenebileceği kabul edilmiş , bu sorgulama karşılığı Adalet Bakanlığı ve UYAP sistemine yük olunmaması için ücretin tarafımızca karşılanabileceği belirtilmiştir.

 

AVUKATLARIN UYAP İÇİN  YÜK OLARAK GÖRÜLMESİ GARABETİ

 

Yukarıda belirtildiği gibi, dış kurum ve kuruluşların veri tabanına erişim için bu kurum ve kuruluşların belirleyeceği ücretin karşılanması tarafımızca kabul edilmiş ise de UYAP erişiminin tamamı kastedilmemiş ve bu güne kadar ücretsiz olarak               -lütfedilen-  erişimin paralı hale getirilmesi talep edilmemişti.

 

Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı, TBB ile yapılan protokolden de cesaret alarak işi abartmış, nezaket sınırlarını zorlayarak , adeta avukatlara verdikleri bu erişim hakkının nimetlerini “başa kakarak” tüm hizmetleri ücretlendirmeye varacak ve teklif hazırlama cür’etinde bulunmuştur.

 

Kolaylıkla cüret kelimesini tercih etmemizin nedeni, yargı sisteminin kurucu unsuru olan savunma mesleğinin UYAP sistemine yük getiren, bu sistemden sayısız faydalar elde ettiği (!) halde bunun ücretini ödemeyen asalak bir harici unsur gibi gören Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı’nın belirtilen yazısındaki üslup ve adap problemidir!

 

“…Avukatlar bu bilgi sayesinde dosyalarındaki gelişmelerden en kısa zamanda haberdar olmakta , duruşmaya girme dışında adeta tüm işlemlerini bürolarından yapabilmekte ve dosyalarını bir bütün halinde takip edebilmektedirler. Bunun sonucu olarak avukatların , dosyalarının takibi ve bilgi toplamak için sekreter ve yardımcı çalıştırma, özel program kullanma , sık sık adliyelere gitme gibi ihtiyaçları kalmadığından , bunlar için harcadıkları emek,zaman, yol, konaklama, kırtasiye ve benzeri masraflardan tasarruf sağlamaları mümkün olmaktadır.” şeklinde , maksadını aşan, hayal dünyasında yaşayan bir şahsın kaleminden çıktığı anlaşılan bu paragraflar dikkat çekici ve ibretamizdir. Kaleminden çıkan satırları idrak edememişlikten kaynaklanan bu yazıda avukatların UYAP ile sekreter çalıştırmaktan kurtuldukları, “oturdukları yerden” iş görebildikleri bu sayede masraflardan kurtulup hal-i refaha kavuştukları ileri sürülüp adeta “bedavacılık yok, pamuk eller cebe” denilmekte ve kendilerince vehmedilen nimetlerin bedellerinin acı bir şekilde tahsil edileceği vurgulanmaktadır.

 

AVUKATLAR HARİCİ UNSUR DEĞİL YARGININ “KURUCU” UNSURUDUR

 

“Bu portal sayesinde avukatlar yukarıda belirtilen bir çok faydayı elde etmektedirler” iddiasındaki daire başkanlığı sırasıyla

  • Avukatlara verilen bu özel hizmet kamu kaynakları kullanarak verildiğini hatırlatmakta
  • Avukatların bu hizmetten yararlanması neticesinde UYAP’ın yükünün arttığı ve bu yükü karşılayacak alt yapının kurulması için gereken mali kaynağı bu hizmetten faydalananlardan (elbette avukatlardan) karşılanması gerektiği belirtilmekte,
  • Bu portalin gereksiz kullanımının UYAP’a getirdiği yükü azaltmak için de ücret alınmasının gerekeceği ve bu sayede gereksiz kullanımın azaltılacağı savunulmaktadır.

 

Lakin bu iddiaların savunulacak bir tarafı bulunmamaktadır. Avukatlık Kanunu gereği kamu hizmeti sayılan avukatlık mesleğinin gereklerini yerine getirmek için UYAP sisteminden yararlanmak elbette kamu kaynaklarını bir miktar kullanacaktır.

Ancak UYAP, avukatlara hizmet vermek için kurulmamıştır!

 

UYAP web sayfasında bu hizmet şöyle tanımlanmaktadır:

UYAP; günümüzün gerekli tüm teknolojik gelişmelerini kullanarak, Adalet Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatının, bağlı ve ilgili kuruluşlarının, adli ve idari tüm yargı ve yargı destek birimlerinin donanım ve yazılım olarak iç otomasyonunu ve benzer şekilde bilgi otomasyonu sistemlerini kurmuş kamu kurum ve kuruluşları ile dış birim entegrasyonunu sağlayan ve e-Dönüşüm sürecinde e-Adalet ayağını oluşturan bir bilişim sistemidir.

 

Görüldüğü gibi bu sistem yargı birimleri  için tasarlanmış bir otomasyon projesi olup, kuruluş ve işletim maliyetlerinin kamu tarafından karşılanacak olması son derece normal hatta zorunlu bir neticedir.

 

Yine UYAP web sayfasında;

Anayasamızın 141 nci maddesinin son fıkrasında; “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” hükmü yer almıştır.

 

Günümüzde vatandaşa sunulan hizmetin hızı, güvenilirliği ve performansı, bilişim teknolojilerinin ne kadar efektif kullanıldığı ile orantılı olduğundan Bakanlığımıza verilen adalet hizmetlerinin Edirne’den Hakkari’ye tüm Türkiye genelinde bir bütün olarak en iyi şekilde yürütülmesinde içinde bulunduğumuz bilişim çağının bizlere sunduğu teknolojik gelişmeler ve imkânlardan yararlanmak zorunlu hale gelmiştir.

Denilmekle UYAP sisteminin Anayasal bir zorunluluk gereği kurulduğu vurgulanmakta “adalet hizmetlerinin en iyi şekilde yürütülmesi için, Yönetim Bilişim Sistemlerinin örneklerinden biri olan Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP)’ın uygulamaya geçirilmesi kararı verilmiştir.” ifadesi ile de sistemin kuruluş gerekçesi ifade olunmaktadır.

Görüldüğü gibi UYAP sistemi avukatların işini kolaylaştırmak, sekreterlerine  yol vermek , yol masraflarını ve kırtasiye giderlerini ortadan kaldırmak için kurulmamıştır. Bu proje hayata geçtiğinde ise avukatların sisteme dahil olması avukatların selameti için değil sistemin işlemesi için zorunlu hale gelmiştir. Bu sayede internet ortamı ve UYAP sistemi üzerinden işlem yapacak olan avukatlar mahkemelerin iş yüklerini azaltmaktadırlar! Yani UYAP’ın yükünü artırmak iddiasının  meseleyi özünden saptırmak olduğu açıktır. Aksine avukatların sistemi kullanması ile yargı sisteminin yükü azaltılmaktadır. Bundan avukatlar fayda sağladığı kadar ve hatta çok daha fazla adalet sistemi rahatlamaktadır . Bu nedenledir ki UYAP sistemini en çok kullanan avukatların listesi yayınlanmakta ve bu avukatlar taltif edilerek diğer meslektaşları da kullanıma özendirilmektedir. İşte bundan dolayı  “Avukatlara verilen bu özel hizmet kamu kaynakları kullanarak verilmektedir.” İfadesi tam bir garabet hatta fecaattir.

Bir kere avukatlara özel verilen bir hizmet yoktur. Burada zaten işlemekte olan UYAP sistemine avukatların da erişimi söz konusudur ki normal vatandaşlara da bu erişimin (daha kısıtlı olarak) sağlandığı unutulmamalıdır.

Ayrıca bu hizmet için ayrılan kamu kaynaklarının avukatlar için sarf edildiği iddiası tam anlamı ile düşünsel sahtecilik olup, zaten bu otomasyon sisteminin kuruluş ve işletilmesi için bir kaynağın sarf edildiğini herkes bilmektedir. Belki avukatlara sağlanan erişim nedeni ile sistemin bant genişliğini artırmak ve sürdürmek için bir miktar kaynak sarf ediliyorsa da yukarıda da izah edildiği gibi bu erişim avukatlara yarar sağladığı gibi yargıya da yaramakta ve meşguliyetini azaltmaktadır.

“Avukat portalından yararlanan kullanıcı sayısının ve kullanım yoğunluğunun sürekli artması nedeniyle UYAP’ın yükü artmaktadır.Bu yük altında UYAP’ın hızlı ve kesintisiz bir şekilde işlemesi için gerekli alt yapı kurulmalıdır.Bu da mali kaynak gerektirmektedir. Belirtilen kaynağın bu hizmetten faydalananlardan karşılanması gerekir.” Cümlesi ile baklayı ağzından çıkartan daire başkanlığı faturayı keseceği mercie de işaret etmektedir: Bundan böyle sistemin masrafları avukatlar tarafından karşılanacaktır!

 

AVUKATLIK KANUNU’NUN GEREKLERİ YERİNE GETİRİLMELİDİR !

 

Madem ki avukatlık kamu hizmetidir, madem ki yargının kurucu unsurudur, o halde savunma mesleğinin yargının diğer unsurlarından ayrılması, tecrit edilmesi, harici unsur kabulü kanunun ihlalinden başka bir şey değildir. Avukatlık Kanunu sadece avukatlar için bağlayıcı olmak üzere çıkartılmamıştır, Bilgi İşlem Daire Başkanlığındaki zevatı da bağlayan ve talimat veren emredici bir kanundur.

O halde kanun namına biz de şu hususları hatırlatıyoruz:

 

-Kamu hizmetinin görülmesi için avukatlara gerekli kolaylıkları sağlayacaksınız ve bunu bir lütuf, ücreti mukabili verilecek bir şey gibi görmeyeceksiniz!

 

-Yargının kurucu unsurunu, diğerlerinden ayırt etmeyecek ve her fırsatta dışarı iterek aşağılama hakkını kendinizde bulmayacak , yargı hizmetlerinden faydalanma ve hata yargı hizmetlerinde söz sahibi olma noktasında  avukat-hakim-savcı ayrımı yapmayacaksınız !

 

DIŞ KURUMLARIN VERİLERİNE ERİŞİM DIŞINDA HİÇBİR UYAP HİZMETİ ÜCRETLENDİRİLEMEZ !

 

Uyap sisteminin temel ekseninde yer alan, mahkeme ve icra müdürlüklerinin verilerine erişimin ücrete tabi kılınması kabul edilemez.

 

Üstelik bu hususta sembolik bile olsa bir ücretin benimsenmesi , avukatların yargı siteminin bir parçası olmadığının kabulü anlamına geleceği için savunmanın varlık sebebinin inkarı manasındaki  bu tutum karşısında hukuki çerçevede en sert ve etkili yanıt verilmelidir.

 

UYAP sisteminin iyileştirilmesi avukatların üzerine bir borç değildir. Her kurum kendi görevlerini ve bu görevin haddini bilmelidir. Çizme aşılmamalı, fatura kesmenin karşılığında başka faturaların kesilebileceği gözden uzak tutulmalıdır!

 

Nüfus, Tapu, Trafik gibi dış kurumlardan elde edilecek verilere erişim içinse ancak bu kurumların Adalet Bakanlığından istediği ücretin avukatlara yansıtılması kabul edilebilir. İleri aşamada ise yukarıda sayılan sebeplerle , yargı görevini yerine getiren ve kamu hizmeti gören her avukata bu hizmetin ücretsiz sunulması sağlanmalıdır. Bu hizmetlerden  “gereksiz yararlanılması” gibi  saçma ifadeler  ise terk edilmedir. Hiç kimse zevk için nüfus veya tapu kaydı araştırmaz! Kötü niyetli sorgulamalar ise, zaten sistem içinde kimin tarafından yapıldığı kolayca belirleneceği için önemli bir sorun olmayacaktır.

 

Yukarıda da belirtilmiştir :  Afyonkarahisar Barosu , Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile yaptığı sözleşme ile her bir sorgulamanın 1 Kuruş karşılığı ücretlendirilmesi konusunda anlaşmıştır. Kurumların aşağı yukarı talep edeceği ücretin bu civarda olacağı hesap edildiğinde Bilgi İşlem Dairesi Başkanlının MERNİS,TAKBİS,Araç tescil Sistemi gibi bilgi ve belge sorgulama karşılığı, her bir sorgulama için 5 TL ücret alınması teklifine karşı söyleyeceklerimiz terk-i edeb ile mümkün olabilir ki bî-edeb bir üslup bize yakışmaz !

 

Daire Başkanlığı ayrıca avukatların UYAP’a kayıtlı her dosyası için 3 aylık 75 Kuruş (yılda 3 TL) ücretin peşin alınması teklifi ne yazık ki ceza yasaları korkusu ile  şimdilik sadece komik olarak değerlendirebileceğimiz bir başka garabet ve fecaattir.Ortalama 1000 dosyası bulunan bir avukat bu hesap ile yılda 3.000TL dosya görüntüleme ücreti ödemek zorunda kalacaktır.

 

İşi tüccarlığı döken adalet sisteminde yargı harçları adeta haraca dönüştürülmüş , ceza yargılaması neticesindeki kararların temyizi bile ücretlendirilmiş (yine aynı gerekçe ile ; lüzumsuz hak kullanımına mani olmak ve yargıyı hızlandırmak için!) nihayet iş avukatları da  -katkı- da bulunmaya zorlamaya kadar varmıştır. Bir ara Yargıtay sayfasında emsal karar sorgulamayı ücrete bağlayan aynı zihniyet, geri adım atmışsa da yeni cephelerden atağa geçtiği anlaşılmaktadır.

 

Daire Başkanlığı’nın yazısında UYAP üzerinden yapılacak ödemeler için de ücret öngörülmekte ve adeta bankaların havale ücretlerine öykünen bir yaklaşım ortaya konulmaktadır. Her halde bir aşama sonrasında da UYAP üzerinden repo işlemleri yapılması mümkün olacaktır.

 

TBB ile YAPILAN PROTOKOL

 

Görülmektedir ki bu yaklaşımdaki garabet ve cür’et TBB ile imzalanan protokolden cesaret almaktadır.

 

Son zamanlarda güzel hizmetlere imza atan TBB, ne yazık ki , bilâ-bedel  sunulan rutin UYAP hizmetlerinin bile ücretlendirilmesinin yolunu açmıştır. Bizler sadece dış kurumlardan sağlanacak verilere erişim karşılığında ve bu kurumların talepleri ile sınırlı olacak şekilde bir ücretlendirmeye razı olabileceğimizi ifade ederken, bu güne kadar ücretsiz sağlanan erişimin bütünüyle paralı hale getirilmesini istememiş  ve böyle bir niyet izharında bulunmamıştık. Yukarıda belirtilen Protokol’ün 5.7. maddesi tam anlamı bir talihsizlik ve ihmal ile kaleme alınmış ve  neticesi gözden kaçırılmış olmalıdır. Bizler, savunma mesleğinin yargının unsuru olduğunu kabul ettirmeye çalışırken, mevcut ayrımcılığa tüy diken bu ücretlendirme ile avukatların yargının unsuru olması şöyle dursun sistemden ücretsiz yararlanan normal vatandaşlar kadar bile hakkı ve yetkisi bulunmadığı kabul edilmekte ve bu husus tescil olunmaktadır.

 

UYAP üzerinden mazeret dilekçesi gönderilmesi için 5 TL ücret öngören bir zihniyeti mazur görmenin imkanı  yoktur. Bürokrat zihniyeti ile hadiselere bakan ,  yargı bürokrasisi  dışında bir unsuru kabullenemeyen bu çağ dışı zihniyete fırsat verilirse savunma mesleğinin başına daha çok çorap öreceğini 6217 sayılı kanundan dolayı çok iyi biliyoruz.

Avukatların alınmadığı çalıştaylarda –sözümona- yargı sorunlarını tesbit ettiren ve bunu da 6217 Sayılı kanunla uygulamaya sokan yargı bürokrasisi hızını alamamış ve “2. Yargının Hızlandırılması” kampanyasını duyurmuşken kendi elimizle bu bürokrasiye teslimiyetin nelere yol açacağını iyi görmemiz gerekmektedir.

 

Bu parlak fikirli bürokrat arkadaşlar, yargının hızlandırılması için zorunlu müdafilik sisteminin kaldırılmasını teklif edebilecek kadar uçmuş, bu mümkün olmazsa kadrolu CMK avukatları belirleyip hakim-savcı-“devlet avukatı” üçgeninde adil yargılamanın canına okuyacak bir sistemin projesini şekillendirmeye de başlamışlardır.

 

Konuya gerekli tepki verilmediğinde ileride karşılaşılabilecek meselelere bir projeksiyon olması için hazırlanan bu metne gerekli ilginin gösterilmesi, paylaşılması ve gereğinin yapılması için tüm meşru eylemlerin ortaya konulmasının gereği çok açıktır. Klasik kongre konularının bir kenara bırakılması ile mesleğin gerçek sorunlarına eğilmek için zaman geçmektedir.

 

 

BİZ ÜCRETLİ UYAP’TA YOKUZ !

 

Açıkça ifade edelim ki yukarıda belirtilen hususlar uygulama geçer, UYAP ücretlendirilir ve böylece avukatları haraca bağlamak projesi tamam olursa bu proje içinde yer almayacağımızı şimdiden belirtiyoruz. Böyle bir UYAP bizim için artık yok hükmünde olacak, tek tek avukatların bu sistemi kullanmaması, boykot etmesi için gerekenler yapılacaktır. Baro olarak da ne e-imza sistemi , ne UYAP ve ne de UBAP üzerinden UYAP sistemlerine destek vermeyeceğimizi deklare ediyoruz.

 

Av.Turgay Şahin

Afyonkarahisar BAro Başkanı