Ülkemizde avukatlık mesleğini konu eden bir belgesel

Barolar birliğinin 40. kuruluş yılı belgeselini paylaşmayı düşündüm. Zira belgeseli izleyince; mesleğin zorluklarla mücadelesininin son dönemlerde doğmuş olmadığı anlaşılıyor. Mesleğin; ülkemizde ilk yıllar itibaren sayısız zorlukların üstesinden gelerek bu günlere ulaştığı, mesleğin günümüze oranla daha yüksek olan saygınlığının meslek mensubu üstadların mücadelesi sonucu elde edildiği ortaya çıkıyor.

Adli yıl açılış konuşmasında Birlik başkanının konuşma metninin Yargıtay başkanınca görülmek istenmesi gibi uç örnekleri görünce; mesleğin kendisini de savunmak durumunda kalmasının eskiden sirayet ettiği anlaşılıyor. Bu sebeple bu belgeseli sayfamda paylaşmak yerinde olur diye düşündüm…

İyi seyirler…

 

 

6352 sonucu İİK da değişiklik gören maddeler

6352 Sayılı Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi amacıyla bazı Kanunlarda değişiklik yapılması ve basın yayın Yoluyla işlenen suçlara ilişkin dava ve Cezaların ertelenmesi hakkında kanun’ un ilk 36. maddesi 2004 sayılıİcra İflas Kanunu’nda değişiklikler getirmekte olduğu hepimizin malumu. Yasa ile getirilen değişiklikleri İcra İflas Kanun’un un ilgili maddelerine işledim.  Yargının hızlandırılması ve demokratikleşme getiren bu mükemmel (!) kanunun getiridği yeniliklerden sonra; İİK nun ilgili maddelerinin son aldığı muasır medeniyet seviyesini meslektaxların beğenilerine sunuyorum.

metni incelem için lütfen tıklayın : İİK değişiklik gören maddeler

Yargının etkinleştirilmesini sağlayan bu yasa ile 112. madde ile taşınmazı satışa hazırlaması için icra memuruna verilen süre 2 aydan 3 aya,  122 madde ile 2 ay olarak belirlenen süre 3 ay getirilmiş ve satış sürelerine 1 ay ilave edilmiştir.  Yargıyı hızlandırma ve etkinleştirme amacı taşıyan bu kanunun en azından İcra iflas kanuna ilişkin getirdiği değişiklerin yavaşlama ve etkisizleşme getireceği açıktır.

UYAP taranmış belgelerde siyah zemin sorunu

UYAP işletim sisteminde taranmış belgeleri bilgisayara indirdiğimiz zaman belgenin siyah zeminde beyaz yazı ile kaydedilmesi ve bu belgenin çıktısının alınması halinde gereğinden fazla toner sarfiyatına sebep olması güncel sorun. Bu belgeyi normal belge şekline dönüştürmek için begle üzerinde zıtlık ayarı yapmak gerekli.

Fakat bu bu iş gerekli yazılımı kullanmak ve zaman kaybetmek yerine XnWiew programı ile hiç bir zahmete gerek kalmadan belgeyi normal halinde görebilir ve farklı kaydedebilirsiniz.

XnView-win

Yukarıdaki programı indirerek zahmetsiz belgeyi alıştığımız biçimde görebiliriz. BElgeyi bu programla açarsanız doğrudan orjinal hali ile görür ve çıktı alabilirsiniz.

YENİ TTK’DA HÜRRİYETİ BAĞLAYICI CEZALAR VE KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ETMEK SUÇU

5941 sayılı Çek Kanunun Karşılıksız çek keşide etmek suçunu düzenleyen 5/1  maddesindeki “binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz” ibaresinin kaldırılmasına ilişkin değişiklik tasarısı gündemde bulunmakta.

Söz konusu değişikliğe gerekçe olarak ise ekonomik suçlar için hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmolunmasının evrensel hukuk normları ile uyuşmadığı hakkaniyete aykırı olduğu gösterilmektedir.

Hali hazır uygulamada ödenmeyen adli para cezaları 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’ un 106 maddesinin “Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarınca hapsedilir” hükmü gereğince hapis cezasına çevrilerek infaz edilmektedir.

Dolayısıyla “karşılıksız çek keşide etme” cürmü sonucunda hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmolunmamakta, ancak sanığın verilmiş bulunan adli para cezasını ödememesi/ödeyememesi nedeniyle verilmiş olan adli para cezası hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüşmektedir.

Tasarı gerekçesi olarak ekonomik suçlar sebebiyle hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülmekte iken;  01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu ile de adli para cezası öngören hükümlerin yürürlüğe girecek olması tezat oluşturmaktadır.

01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan Türk Ticaret Kanunu’nun (6102) 38, 62, 562, 832, 947, 948, 949, 950 de de hapis cezası veya adli para cezasını öngören hükümler getirilmektedir.  İlgili hükümler ile verilen adli para cezaları da ilgilisi tarafından ödenmediği taktirde İnfaz Kanunun 106 maddesi gereğince hapis cezasına dönüştürülecektir.

 

Bu tespite göre ekonomik suçlar için hürriyeti bağlayıcı cezaların kaldırılması gerektiği fikri ile son olarak Karşılıksız Çek Keşide Etmek suçu yeniden düzenlenmeye çalışılmakta, diğer taraftan da aynı nev’i den yeni cezaların yürürlüğe girmesi beklenilmektedir.

Gelinen noktada çek kanununda yapılması planlanan değişikliğin evrensel hukuk ilkeleri vb gerekçeler ile savunulması doğruları ortaya koymamaktadır.  Getirilmek istenen düzenleme ile bugüne kadar incelenmeksizin Yargıtay koridorlarını işgal eden ve uygulayıcılarca gerekli görülmeyen dosyaların oluşturduğu yığılmayı ortadan kaldırmak planlanmaktadır.  Ancak yasa koyucu “bu dosyalarla uğraşmak istemiyoruz” gerçeği yerine, “evrensel hukuk ilkeleri” uydurmacasını ileri sürmektedir.

 

Yapılan değişikliğin amacı; ne çek mağduru olarak tabir edilen kesimin menfaatlari için nede evrensel hukuk normlarının gereğini yerine getirmek değildir. Ancak Yargıtay’da bekleyen ceza dosyaların 2 yıl içerisinde tamamen karar bağlanması amacına hizmet etmektedir.  Bu amaç için ise karşılıksız çek sonucu alacağını alamayan büyük bir kesimin hakları ise göz ardı edilmektedir.

 

6102 sayılı TTK cezai hükümler

 

 

 

 

6100 sayılı HMK,Adli Yardım ve gider avansı

6100 sayılı HMK nın yürürlüğe girmesinden sonra HMK 120 maddesi gereği peşin olarak yatırılmak zorunda olunan harçlar toplumun tamamında tartışmaya sebep oldu.

Avukatlarca 120. maddeye getirilen eleştirileri cevap vermeye değer duymayan Bakanlık; Akşam Gazetesi’nin “Nakit adaletin temelidir” başlığını taşıyan 05.10.2011 tarihli haberini, bir basın açıklaması ile cevaplamak gereği hissetti. Açıklamada özetle davanın sefahatinde alınan giderlerin işin başında alındığını ve ödeme gücünden yoksun bulunanların adli yardımdan faydalanabileceğini duyurdu.

Bakanlığın bu açıklamasından sonra barolara yapılan adli yardım başvurularında, başvuru sahipleri gider avansını ödeyemeyeceklerini, gider avanslarının da barolara gönderilen ödenekten karşılanması talebinde bulunmaya başladılar.  Ortaya çıkan karmaşada görevlendirilen bazı meslektaşlarda gider avansını baro bütçesinden ödenmesi gerektiği fikrine kapıldılar.

Adli yardım talepleri bakımından avukatlık ücretini ve yargılama giderlerini karşılayacak kurumlar farklıdır. Şöyle ki; 6100 sayılı HMK ‘nın 337. maddesi adli yardım talebinin işin karara bağlanacağı mahkemeden istenmesini hükme bağlamıştır.  Gider avansını ödeyecek durumda olmadığını ileri süren ve yargılama giderlerinin hazinden karşılanmasını isteyen başvurucu, bu talebini işin görüleceği mahkemeye/icra dairesine iletmek zorundadır.

Davanın bir vekil ile takibini isteyen başvurucu, Baro Adli Yardım bürosundan bir vekil görevlendirilmesini talep etmelidir. Baroca görevlendirilen vekilin ücreti de baro adli yardım bütçesinden karşılanacaktır. Yargılama giderleri ise 335/c gereğince gider avansı devlet tarafından hazineden ödenecektir. Bu açık hükme rağmen yargılama giderlerinin baro bütçesinden karşılanması fikrinin kabul edilebilir yanı bulunmamaktadır.

6100 sayılı HMK da avukatlık ücreti bakımından baro bütçesinin sorumlu olduğu gösterilmemiş ise de 30.03.2004 tarihli 25418 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliği gereğince avukatlık ücreti barolarca ödenmektedir.  İstisnai olarak vekaletname için gerekli noter masrafı baro bütçesinden karşılanabilecektir.

Buna göre; gider avansını karşılayacak gücü olmadığını ileri süren hak sahibi, öncelikle barodan vekil görevlendirilmesini istemelidir. Şayet talebi  kabul görürse vekili aracılığıyla gider avansından muaf tutulmasını mahkeden talep etmelidir. HMK 336 madde gereğince işi karar bağlayacak mahkeme gider avansı için adli yardım talebini değerlendirecektir. Mahkemenin henüz esasa kaydetmediği bir dava ile ilgilide karar vermesi mümkün olmadığından, davanın açılması ile gider avansından muaf tutulmayı ve giderin hazineden karşılanmasını talep etmek daha uygun bur yol olacaktır.

6100 sayılı HMK nın 335/ç maddesi’nin “ücreti sonradan alınmak üzere bir avukat temini “  şeklindeki hükmü; 1086 sayılı HMUK un 466/5 maddesinin “ücreti bilahare verilmek suretiyle vekil temin olunmak” şeklindeki hükmü sadeleştirilmek suretiyle aynen alınmıştır.  Fakat Avukatlık Ücret Sözleşmesi’nin 5. maddesinin “işi kabul eden ücretin tamamına hak kazanır” hükmü ile paralel bir düzenleme getirilmesi daha yerinde olacaktır.

Akşam gazetesi haberi:  http://www.aksam.com.tr/nakit-adaletin-temelidir–71302h.html

6100 sayılı HMK nın adli yardıma ilişkin hükümleri 6100 HMK Adli Yardım hükümleri

Adli yardım yönetmeliği : Adli Yardım Yönetmeliği

Bakanlık basın açıklaması